1098 İzlenme · 111 gün önce

Serpil ablamla birlikte annemin yanına, dayımın triplex villasına gelmiştik. Kahvaltıdan sonra odalarımız ayarlanmıştı, ablam benim hemen yan odamda kalacaktı, ayrıca odalar baya büyüktü. Biz 3. kattaydık annem ve dayım ise 2 kattaydı. Berke ile Bennur 3. katta ablamla benim odalarımızın tam karşılarına denk düşen yan yana odalarda kalıyorlardı. Kardeşlerleri Kayra ve Melis ise annemlerin katında aynı odada kalıyorlardı. İkiz sarışın kız kardeşler Mira ve Ela ise bizimle aynı kattaydılar ve aynı odada kalıyorlardı. Annem ve Ablam kapalıydılar ama annem evde rahat geziyordu ablam pek rahat olamazdı, çünkü Berke vardı. Evdeki diğer kızlarsa birer tayt delisiydiler, hepsi çeşit çeşit taytlarıyla ortada öylece dolaşıyorlardı. Berke 20 yaşında bana göre gerizekalı birisiydi, böyle bir kuzenimin olması hep canımı sıkmıştı ama Bennur öyle miydi? Hayır, 22 yaşında zeki, akıllı ve ateş gibi yanan genç bir kızdı. Kardeşleri Kayra 19 yaşında ergenliğin son dönemlerini yaşayan uçuk, aklı havada bir kızdı, Melis 18 yaşındaydı ama Kayraya göre çok daha olgundu, hem fiziken hem aklen. Mira ile Ela; ikisi de 23 yaşındaydı ve buraya gelmiş olmamın en iyi yanıydılar. Odalarımıza yerleştikten sonra Dayım, Kayrayı beni çağırması için yanıma göndermişti. Aşağıya indiğimde Dayım bana 10 milyarlık bir laptop hediye etmişti, bedavaya böyle güzel bir laptopumun olması çok hoşuma gitmişti;

-Teşekkür ederim Dayı.
-Ee Yamaç bey ne sandınız.
-Gerçekten çok sağ ol dayı ben bu kadar iyi bir makine beklemiyordum.
-Annen söyledi sen arabayı da değiştirmek istiyormuşsun.
-Yok Dayı ya ama yinede sağ ol.
-Ben yoktan falan anlamam bir ara galeriye gideriz istediğin arabayı alırsın.

Dayımın bu rahatlığı benim çok hoşuma gitmişti. Fakat dayımın aslında babam olması hala şaka gibi geliyordu. Ona, yani Dayıma, yani Babama bakarken bu üstü örtülmüş gerçekliği düşünüp düşüncelere dalmıştım.

-Yamaç oğlum iyi misin?
-İyiyim Baba. Ya pardon amca hayır dayı.

Çok pis çuvallamıştım. Dayım, 'Sen sanki bir şeyler biliyorsun hadi anlat' der gibi yüzüme bakarak;

-Yamaç?
-Efendim dayı?
-Neyse hadi kaptın yine güzelim bilgisayarı.

Bir yandan anlamış mıdır acaba diye düşünürken bir yandan da cevap verdim;

-Tekrar teşekkür ederim dayı, biliyorsun işlerim olmasa gerek duymazdım böyle bir şeye.
-Ne demek oğlum.
-Neyse ben yukarı gidip biraz işlerimle ilgileneyim.
-Aslan yeğenim benim hadi görüşürüz. Haa unutmadan internetin şifresi MiraylaEla.

Garip garip Dayımın yüzüne bakarak;

-Hmm güzelmiş, dedim.

Dayımla birbirimize bakıp sırıttık ve ben yukarıya geçmek için merdivenlere yöneldim. 3. katın ilk basamağına ayağımı atmıştım ki Mira seslendi;

-Kuzen yardım eder misin?
-Edeyim, ne vardı?
-Ya kilere inmek istemiyorum da bana bir el atar mısın?
-Neden ki kilerde ne var?
-Ya merdiven lazımda inmek istemiyorum. Yardım eder misin?
-Tamam.
-Gel bak şunu almam lazım.

Peşinden odasına gittim, dolabının tepesinde bir kutu vardı sandalyenin üzerine bir kaç kitap koymuş ama hala ulaşamamıştı. Tavan çok yüksekti ve ben daha önce bu kadar yüksek bir dolap görmemiştim;

-Bu dolabı buraya nasıl soktular Mira? Bu nasıl dolap?
-Ahaha bilmem, beni omzuna alıp sandalyeye çıksana.
-Düşmeyelim?
-Yok yok bir şey olmaz.
-İyi madem sen bilirsin.

Laptopu çalışma masasının üzerine bıraktım ve Mira yatağının önünde eğildim, o da yatağın üzerine çıkarak omzuma bindi. Altında kalın bir tayt olmasına rağmen yinede kadınlığının sıcaklığını ensemde hissedebiliyordum. Ayağa kalkarak dolabın dibine kadar girdim.

-Sandalyeye çıkabilir misin?
-Olmaz düşeriz.
-Çık hadi ya lütfen bak onu almam lazım.
-Olmaz düşeriz bunu biliyorum.

Kafamı yukarı kaldıramıyordum ama Miranın kutuyu almak için uzandığını fark edebiliyordum;

-Aldın mı? Oldu mu?
-Hayır biraz daha kaldırman lazım.
-Daha nasıl kaldırabilirim ki?
-Arkamdan destek ver ellerinle.
-Arkandan mı?
-Evet popomdan.

Yerin dibine girmiştim, kuzenlerimin aşırı derece rahat olduklarını unutmuştum.

-Ya yapamam al işte, yoksa indireceğim.
-Az daha kaldır Yamaç.
-Mira yapamam.
-Ama kuzen hadi ya biraz daha kaldırsan kutuyu alacağım.

Ellerimi kalçalarına götürerek yukarıya kaldırdım, resmen avuçluyordum ve bunu kendisi istemişti;

-Yetişebildin mi?
-Tamam indir.

Yavaşça eğildim ve indi ayağa kalkıp ona doğru döndüğümde;

-E hani kutu?
-Ya yeni hatırladım o kutuda değildi aradığım şey.
-Boşuna mı kaldırdım seni yani?
-Yooo niye boşuna olsun ki?

O sırada içeriye Ela girdi;

-Ooo kuzen odaları mı geziyorsun?

Mira bilgisayarımı masadan alarak elime tutuşturdu ve;

-Kızım sanane ya misafirin işinden.
Ela-Ne misafiri salak kuzenim o benim.

Kardeş kavgasına tutuşmuşlardı bende gülümseyerek;

-Neyse sonra görüşürüz, diyerek odama çıktım.

'Bu kız niye böyle bir şey yaptı ki şimdi' diye düşünürken odama girdim ve kapımı kapattım. Mavi dolaplı bej rengi bir bilgisayar masası vardı oraya geçtim. Getirdiğim usb den programları atıp yükledim ve internete bağlandım. İşlerimi akşama kadar zor halletmiştim, akşam yemeğinden uykusuzluktan ölecek gibiydim ama öncesinde bir şey yapmam lazımdı. Çalıştığım şirketten 1 aylık izin alabiliyordum ama bugüne kadar hiç denememiştim. 1 aylık izin için mesaj attım ve sonra alkol içmiş gibi sızıp uyuyakaldım.

Sabah telefonum zil sesiyle uyandım ve direk açtım;

-Alo Yamaç bey.
-Alo efendim.
-Ben ******* şirketinden Esra, izniniz kabul edilmiştir. 1 ay sonra son gece işinize geri dönmenizi unutmamanız için size bir bildiri yollayacağız.Bu günden itibaren tatilde sayılacaksınız, iyi tatiller dileriz.
-Teşekkürler Esra hanım sağ olun.
-İyi tatiller.

Bu çok ama çok iyi gelmişti artık bilgisayarın başında olmayacaktım. Daha sonra aklıma Serpil ablam geldi, 2 sene para biriktirip onunla Hollandaya taşınacaktık, benim için 1 ay bile değerliyken nasıl böyle bir şey yapmıştım. Kendi kendime üzülmeye başladım, çünkü 1 ayda kazandığım para oldukça yüksek bir miktardı, izni geri geçmek istesem olur muydu acaba? Kapım çaldı;

-Girebilirsin.

Berke gelmişti telefonuyla oyun oynuyordu galiba yüzüme bile bakmadan;

-Hadi kuzen kahvaltıya bahçeye.
-Tamam git sen.

Kapıyı kapatarak gitti. Havalar bir soğuk bir sıcaktı kış kapıdaydı ama bugün hava oldukça güzeldi, kalın perdemi çekmeden uyumuştum ve havanın güzelliğini rahatlıkla görebiliyordum.

Aşağıya indiğimde en son gelenin ben olduğunu fark ettim ve kahvaltı sofrası iftar çadırı gibi kalabalıktı, herkes kafasını bana çevirince biraz utanmıştım;

Dayım-Eee yeğenim çalışıyor yoruluyor.

Sahte bir gülücük atarak benim için ayrılan yere annemle ablamın ortasına oturdum. Annem ve Serpil ablam aynı anda ellerini sikime attılar ve sonra bırakıp yüz yüze geldiler. Ablam, anneme nefretle bakıyordu ama ikisi de bozuntuya vermediler ve kahvaltımızı yapıp son çaylarımızı da içtikten sonra yavaş yavaş kalktık. Kuzenlerimden bazıları salonda oturmuştu ve Berke de elinden düşürmediği telefonuyla mutfağı salona bağlayan araya bir sandalye çekmiş oyun oynuyordu, geçerken kafasına vurdum yinede dönüp bakmamıştı. Odama giderek arabamın anahtarını aldım ve inerken ablamı gördüm. Ablam yukarıya, odasına çıkarken beni de çağırmıştı ama benim canım sigara çekmişti ve arabamdan paketimi alıp bir sigara içecektim, ona da böyle söylemiştim. Zaten daha sonra gidecektim yanına, ' Ablamla burada nasıl rahat rahat ilişkiye girebiliriz' diye düşünürken, arabamın olduğu yere garajın kapısının önüne geldim. İçeriye üç araba rahatlıkla sığabilir gibi gözüküyordu, garaj çok büyüktü ama Dayımın arabaları olduğu için içerisi doluydu ve arabamı buraya, garajın önüne çekmiştim. Garajın otomatik kapısının yanında alternatif bir giriş olarak normal bir kapıda mevcuttu. Arabamdan sigaramı alıp yaktım ve kapıyı kapatıp arabamı kitledim, garajın çelik gibi duran kapısına yaklaşarak kapıyı ellemeye başladım. Kurşun geçirmez gibi gözüküyordu elimle tıklattım sonra içeriden sesler geldiğini duydum yandaki kapıyı açıp girmeyi denedim ama kilitliydi. 'Neyse' dedim kendi kendime ve sigaramı içmeye devam ettim sigaram bitince yukarıya ablamın yanına geçtim.

Odasının kapısını tıklattım ve gel demeden içeriye girdim, kapıyı kapatarak kilitledim. Benim odamdakine benzer bir bilgisayar masasında kendi laptopunda dizi izliyordu, beni görünce ayağa kalktı ve ben ona o da bana doğru yürürken ortada buluştuk. Dudaklarımız; susuz kalmış çöl insanlarının bir su kaynağı bulunca kana kana su içmesi birbiriyle buluştu. Ablam bana susamıştı ben de ona birbirimizi içiyorduk adeta. Yasak aşk yaşayan annem ve kardeşinin yasak aşklarının meyveleri olarak dünyaya gelmiştik ve bizde ablamla yasak aşk yaşıyorduk. Ellerimi ablamın eteğinden içeriye sokarak götünü avuçladım, eteğinin altında yalnızca tanga vardı sonra ters çevirerek masasına yasladım ve eteğini belinde toplayarak tangasını kenara çektim. Altımı indirerek yarrağımı götünün arasına sıkıştırdım. Ablamın izlediği dizi devam ediyordu ve sesini sonuna kadar açtım. Bir an bile beklemeden ağzını elimle kapatarak içine girdim. Ablam kendisi git gel yapıyordu ve böylece onunda en az benim kadar kudurmuş olduğunu anladım. Kulağına yaklaşarak kısık bir sesle;

-Ablam benim! Canım ablam!

Ablam bir eliyle ağzını serbest bırakmam için elime vurdu, ben de öyle yaptım. Ablam kısık bir ses tonuyla;

-Ağzıma boşal, dedi.

İçinden çıkıp ablamı kendime çevirerek diz çöktürdüm ve yarrağımı yalamaya başladı. Kafasını tutup masaya yasladım ve sabitledim, ablam gözlerim içine bakıyordu, sonra ben amını siker gibi sıkla ağzında git gel yapmaya başladım sikim tükürüğe boğulmuştu ve sonra ablamın ağzına boşaldım. Bütün spermleri yutup sikimi temizledi daha sonra toparlanarak boynunu yaladım ve odama geçtim. Öğle yemeği akşam yemeği derken gece olmuş ve herkes yatmıştı. Ben de sigara içmek için arabamın anahtarını kaptığım gibi kendimi garajın önüne attım. Bir sigara yaktım ve garajın kapısını belki tozludur diye elimle silerek kulağımı yasladım. Sonra sigaramı içmeye devam ettim ve bitince içeriye girdim. Merdivenlere doğru yöneldim tam çıkacakken mutfak tarafından gelen bir ses duydum. Mutfağa doğru ilerledim ama kimseyi göremedim. Sonra aynı sesi tekrar duydum, mutfağın arkasında kilere inen bir merdiven vardı, kapının altından taşan sarı ışık içeride birisinin olduğunu belli ediyordu. Mutfaktaki bıçak askısından güzel, büyük bir bıçak alıp sessizce merdivenlerden inmeye başladım, duyduğum ses kısıktı ve aşağıya inince kulağımı kapıya yasladım, kısık bir ses şöyle söylüyordu;

-Ben sana aidim baba sik beni, sik beni, sik beni baba daha sert, daha sert.

'Bu..bu şaka mı? Dayım dediğim adam yani aslında Öz Babam olan kişi Öz Kızı Mirayı sikiyordu ve Mira bu durumdan çok memnundu.'

İçinde bulunduğum durum irkilerek geriye sendelememe sebep oldu ama bıçağı düşürmemiş, ses çıkarmamıştım. Gözlerim kocaman olmuştu, sessizce ve olabildiğince hızlı merdivenleri çıkarak bıçağı sessizce aldığım yere bıraktım. Merdivenlerden yavaşça odamın bulunduğu üçüncü kata çıktım tam odama girecekken 'Ahh' diye bir ses duydum. Hemen benim odamın tam karşısındaki odada kalan Bennurun odasının kapısına kulağımı dayadım;

Berke fısıldayarak- Sessiz ol aptal basılmak mı istiyorsun.
Bennur- Sen de öyle sert sikme ablanı.

'Hayır, hayıııırrr..Hayır bu olamaz, bu mümkün değil, ikinciyi kaldıramam! Hayır!

Şok üstüne şok yaşıyordum, aklımı kaybedecektim, çıldıracaktım. Deli gibi bağırmak istedim ama yapamadım.. Sessizce odama geçerek kapımı kilitledim. Yatağıma yüz üstü uzandım ve;

'Ben nasıl bir yere düştüm böyle' diyerek yatağımı yumruklamaya başladım.

Devam Edecek!
Beğeni ve Yorumlarınla Destek Ol!

Gösteriliyor 1 ile 2 arasındakiler / Toplam : 2 Yorumlar.
1 - 16 gün önce
Adsmsin
fatih_bogatu - 102 gün önce
Devamı gelsin baya iyi